RAMAZAN YORGUNLUĞUNA KARŞI 6 PÜF NOKTA

  • Haberin Tarihi: 17 Mayıs 2018
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş
RAMAZAN YORGUNLUĞUNA KARŞI 6 PÜF NOKTA

Tüm yıl çalışan bedenin kendini yenileme zamanı geldi. Ramazan ayını sağlık ve keyif dolu geçirmek, uzun süren açlık arkasından gelen halsizliği yaşamak yerine orucumu dinç bir şekilde tutmak istiyorum diyorsanız beslenmenizde yapacağınız ufak değişiklikler işinizi kolaylaştırmada faydalı olacaktır.
SAHUR YAPIN: Oruç tutmak, vücudu baştan ayağa temizler, tazeler. Kültürümüzde önemli yer tutan bu güzel zamanın doğru değerlendirildiğinde beden için detoks etkisinde olduğu yapılan sayısız çalışma ile gösterilmiştir. Bu etkinin vücutta görülebilmesi için orucun uygun bir beslenme planı ile birlikte tutulması gereklidir. Oruç tutarken yapılan en büyük yanlış sahursuz oruç tutmaktır. Değişen metabolizmanın dengeye ulaşması, uzun süren açlık nedeniyle gün içerisinde zorlanılmaması için sahura kalkmak gerekmektedir.

ŞEKERİN ZARARINI KABUL EDİN: Uzun yaşam süresine sahip bireylerin ortak özellikleri incelendiğinde pek çok araştırmada kilit noktayı şeker tüketimlerinin az olması oluşturmuştur. Bol şekerli, şerbetli tatlıların akıldan bile
geçirilmesi birçoğumuzun iştahını kabartmaya yetse de ramazanda yorgunluğunun üstesinden gelmek için uyulması gereken kuralların başında şerbetli tatlıları iftar sofralarından kaldırmak geliyor.

C VİTAMİNİ KAYNAKLARINA ÖZEN GÖSTERİN: Ramazanda yorgunluğa karşı savaşmakta vitamin ve minerallerin dengeli alımı büyük önem
taşımaktadır. Ramazan ayı boyunca iftar sofralarında ve gece öğünlerinde C vitamininin diğer vitaminler gibi uygun miktarlarda alınması önemlidir. Antioksidan özellikleri ile savunma sistemimiz üzerinde olumlu katkıları olan greyfurt, limon, biber, portakal gibi C vitamini kaynakları bol miktarda tüketilmelidir.

CANLANDIRAN BESİNLERİ DİYETİNİZE DAHİL EDİN: Sebze ve meyveler hiç kuşkusuz ki bizlere yaşam iksirinin renkli anahtarını sunmaktadır. İçerdiği çeşitli vitamin ve mineraller ile yorgunluğa karşı direncimizi arttırdıkları için gece ara öğünü ve sahur sofralarında mutlaka mevsim meyve sebzeleri bulundurulmalıdır. Dağ çileği, böğürtlen, dut, yeşil yapraklı sebzeler, limon beslenmeye dahil edilmelidir.

VÜCUDU OLUMSUZ ETKİLEYEN BESİNLERDEN UZAK DURUN: Asitli içeceklerin, hazır yemekler yorgunluğu arttırır. Ramazanda uyku düzeni değiştiği için uykusuzluğu tetikleyen çay ve kahve içeceklerin tüketimine de dikkat edilmelidir. Çay ve kahvenin fazla tüketimi uyku problemlerinin yanı sıra mide asit salgısını arttırarak

mide problemleri ve sıvı-elektrolit denge bozukluklarına neden olabileceği için ramazan dönemi beslenmesinde çay, kahve tüketimi sınırlandırılmalı, bunlar yerine su ve ayran tercih edilmelidir.

ÖĞÜNLERİNİZİN AMİNOASİT İÇERİĞİNE DİKKAT EDİN: Aminoasitler organik bileşiklerden olan proteinlerin yapıtaşlarıdır. Dokulara oksijen taşınmasında da görev alırlar ve metabolizmanın devamlılığının olamazsa olmazları arasındadırlar. Apolar esansiyel bir aminoasit olan, besinsel kaynakları tavuk, kahverengi pirinç, yumurta olan triptofanı içeren bir öğünün zihinsel faaliyetlere olumlu etkisi olduğunu biliyoruz. Bu nedenle sahur ve iftar sofraları besinlerin aminoasit içeriğine dikkat edilerek hazırlanmalıdır.

RAMAZANDA DA BESLENME ŞEKLİNİZİ YAŞAM TARZINIZ İLE BÜTÜNLEŞTİRİN: Bu ramazan kurduğunuz sofraları bir kere daha gözden geçirin. Doğrularınız ve yanlışlarınızın okları hangi yönü gösteriyor? Acaba ramazanın gelişi size her yıl gelen birkaç yeni kiloyu mu, vücudunuzun da yeniden taptaze canlanışını mı fısıldıyor?
GÜNÜN MENÜSÜ
SAHUR: 1 tabak peynirli yumurtalı erişte + Sınırsız domates, salatalık, biber, mevsim yeşillikleri + 1 kase yoğurt + 1 dilim ananas + 2 dilim tam tahıllı ekmek
İFTAR1: 1/8 ramazan pidesi + 1 dilim peynir+ 5 zeytin+1 hurma
İFTAR2: 6 yk etli kuru fasülye+ 1 kase sebze çorba + 1 bardak yarım yağlı ayran + 2 dilim tam tahıllı ekmek
ARA: 3 kayısı + 5 fındık + 2 kaşık probiyotik yoğurt

Not: Beslenme listesi planlanırken, bireyin hastalığı, kilosu, yaşı ve bireysel ihtiyaçlarına göre besin tüketimi kişiye özel ayarlanmalıdır. Bu liste bireyin herhangi bir sağlık problemi olmadığı varsayılarak hazırlanmış ve sadece örnek oluşturması bakımından verilmiştir.
DİYETİSYEN DERYA ZÜNBÜLCAN

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın